Oraya bakanlar, seni sadece seni görsün olduğun gibi.
Sen yalnız kendine ayna ol.Başkalarına nasıl ayna olunacağını, onlara, dışarıdan nasıl göründüklerini
ve yüzlerinin hâlini göstermeye çalışarak yorma kendini.
Nasibi olan; ayna olmaya meyli, niyeti,
istidadı olan, sen istemesen de seni görünce:
“İşte böyle bir ayna olmalı”
deyip can evinde, ocağını kendisi kurup;
kumu cama kalbedecektir.
Kalbi ayna kılmak, aynalaştırmak bir gönül işi.
Bu yolda, kalp sahibine yapılan zorlamaların
aksi ile netice verme, kumu kaya yapma ihtimali var.
Bu yüzden sen, sadece ayna ol.
Cam ya da kaya olmak tercihini zaman içinde
herkes kendisi yapacaktır.

Aynalar gibi sakla kalbinde sırrı.
Riyaya düşme, aman şunu da bilsinler,
aman beni takdir etsinler aman ne de güzel kalbi varmış desinler deyip cahillerin düştüğü sığlıklara düşme.
Sen bir ayna ol, sade bir ayna, bırak arif olan anlasın,
cahil de bilmeyiversin.

Ayna, iyi kötü demez yansıtır.
Güzel, çirkin, zayıf, şişman, uzun, kısa demez…
Aynaya düşen suretler gibi kalbe de talepler düşer.
Kimi hoş kimi nahoş...
Bu noktada ayrıl aynadan. Her talebe evet deme.
Başkasına ait hamlıkları, çirkinlikleri ve
kötülükleri hoş gör ama nefsinin kalbine fısıldadığı
bayağı taleplere karşı, ayna değil, duvar ol.
Kör, sağır, dilsiz bir duvar
Nasıl ki sıcak-soğuk dengesi değiştiğinde
buğulanırsa ayna, günaha meyledince kalbin,
sen de koru kendini gözyaşlarınla.
Nasıl kırılırsa ayna,
kırılsın kalbin de işlediğin günah karşısında.
Çoğaltma kalp kırıklarını,
bil ki tamir edilse de her kırık bir iz bırakır aynada…
Aynalar vardır pütürlü, aynalar vardır sığ,
aynalar vardır cep boyu,
aynalar vardır duvardan duvara…
Kalpler vardır hastalıklı,
kalpler vardır günü birlik kararsız,
kalpler vardır ona yakınsan sana yakın
ve yine kalpler vardır kim olduğunla
ne olduğunla hiç alakadar olmadan sever seni:
“Beri gel tanışalım/ Yad isen bilişelim.” der.
İmkânın el verdiği ölçüde sen,
böyle bir kalbe sahip olmak için gayret et.
Kalp aynası toz tutmaya çok müsait.
Var olan ve özenle korunup kollanmayan her şey gibi.
Eşyanın tabiatı bu; ne kadar kıymetli olursa olsun,
bir kenara konup ilgi alaka gösterilmeyen her şey,
zaman içinde toz tutar, küf bağlar,
kokar ve çürür. Kalbi korumak;
onu, iyiliğine, kötülüğüne; güzellik ve
çirkinliğine rağmen her şeyi ile gündelik hayatın içinde tutmakla mümkün. Kalbi korumak için onu hayattan soyutlamak, onun zaman içinde
atıl bir nesne gibi çürüyüp kokmasını netice verebilir.
Öyle ise kalp her şeyi ile ve her şeye rağmen
hayatın içinde olmalıdır.
Cüceyi dev yapan aynalar vardır,
lâkin öyle insanlar vardır ki dev aynasında bile cücedir…
Sen, kalp aynanda, bunları iyi ayırt et ve kim, neyi hak ediyorsa öyle muamele et.
Ne kimseyi ihmal et ne de kimseye hak ettiğinin fevkinde makam ve paye ver kalbinde.
Her iki durumda da -ihmal veya gözünde büyütme - yanıldığını gördüğünde, onlar adına değil ama
senin iç dünyan adına, tamiri mümkün olmayan
bir yıkım yaşayabilirsin.
Kurşundan askerlere güvenip
savaşa girilmeyeceğini öğrenmelisin.